• TEFTİŞ SİSTEMİNİN NUR TOPU GİBİ BİR SORUNU (MU) OLDU
    TEFTİŞ SİSTEMİNİN NUR TOPU GİBİ BİR SORUNU (MU) OLDU
  • BAKANLIK MAARİF MÛFETTİŞİ ATAMALARI İPTAL
    BAKANLIK MAARİF MÛFETTİŞİ ATAMALARI İPTAL
  • 16. İL TEMSİLCİLER KURULU TOPLANDI
    16. İL TEMSİLCİLER KURULU TOPLANDI
  • XI. Uluslararası Eğitim Denetim Kongre Programı Yayınlandı
    XI. Uluslararası Eğitim Denetim Kongre Programı Yayınlandı
  • MEB den MÜFETTİŞLİK ATAMALARININ İPTALİNİ İSTEDİK
    MEB den MÜFETTİŞLİK ATAMALARININ İPTALİNİ İSTEDİK
  • BAKANLIK MAARİF MÜFETTİŞİ MÜLAKAT VE ATAMALARI İPTAL EDİLDİ
    BAKANLIK MAARİF MÜFETTİŞİ MÜLAKAT VE ATAMALARI İPTAL EDİLDİ
  • Dünya Emekçi Kadınlar Gününü Kutlarız
    Dünya Emekçi Kadınlar Gününü Kutlarız
  • MEB BakanYardımcısı Sayın İbrahim ER’e Ziyaret
    MEB BakanYardımcısı Sayın İbrahim ER’e Ziyaret
  • Basında TEM-SEN
    Basında TEM-SEN
  • Sayın Erkan AKÇAY’ı Ziyaret Ettik
    Sayın Erkan AKÇAY’ı Ziyaret Ettik
YAŞAM İÇİN DEĞİLDE, OKUL İÇİN Mİ ÖĞRENİYORUZ ?

 

YAŞAM İÇİN DEĞİLDE, OKUL İÇİN  Mİ ÖĞRENİYORUZ ?

“Karadeniz şivesiyle” yazılan bir fıkrayı sizlerle paylaşmak istiyorum. Konu Trabzonlu Temel Ağa’nın sevgili torunu Eda’ya verilen ödevidir. Torun çözülmesi istenen problemde sıkıntı çekince iş Temel Ağa’ya kalır. O da olanları Eskişehir’e taşınan arkadaşına yazdığı mektupta anlatır;

Niyazicuğum.

 Hani benim küçük torun var ya. Geçen akşam, geturdi ödevini önüme koydi. Bi yandan da ağlay. Zaten dertlerini hep bağa açar. Dedi ki; “Ha bunlari anliyamadum. O yüzden da yapamadum. Yarin öğretmen beni dövecek.” 


Dedum ki; “Ağlama uşağum, bunun içun öğretmen adam dövmez. Şimdi oni çözeruk.” Ne mümkün Niyazi kardaşum: Bi tirenlan, bi otobos ayni istasyondan kalkmişlar. Tiren otobostan üçte bir daha hizli gidiy. Otobos iki yerde onbeşer dakka istirahat vermiş. Tiren da bi yerde durmiş, 20 dakka su almiş. Otobos saatte 60 kilometro gidiymiş. Tiren 5 saat sonra gidecegi yere varmiş. Otobos ise ne vakit sonra oraya varacakmiş. Uğraştum yapamadum. Uşak ağlay. 

Derken bubasi geldi. O da çözemedi. Diyrum oğa ki, “Damat, senun taniduğun tahsilli bi otobos şofori var ise oğa soralim, belki o bilebilur. Yahutta sabah olsun ben uşaği şoforler cemiyetine götüreyum. Onlar arasinda belki tirenle yariş etmis bi şofor vardur da bize nasihat verur.” 

Ha, biz bi yandan da uşağa tireni tarif ediyruk. Tiren görmemiş ki… Ne anasi görmiş, ne bubasi. Ben da bi tek askerlukte Erzurum’dan Sivas’a gittiydum. Neysa kardaşum, o gece çok kizdum. Diyeceksun ki niye? Uşak daha incir ağacindan duti ayiramay; mezgiti gösteriyrum, hamsi diyi efendum, yumurtanun fabrikada yapilduğuni sanay. Biz gelduk araba yariştiriyruk. Yani efendi, otobos saatinda varsa ne olur, geç varsa ne olur? Gurbetten yolci mi bekliysun? Eğer varacagi saat önemliysa, edersun yazihaneye bi telefon, derler sağa otobosun inecegi zamani. Bu kadarluk mesele içun sabiyi subyani niye telef edersun? Uşakcuklarda şarki yok, türki yok, oyun yok; dayamiş matamatiğu. Ayuptur da.

 



Yukarı Geri Ana Sayfa