• TEFTİŞ SİSTEMİNİN NUR TOPU GİBİ BİR SORUNU (MU) OLDU
    TEFTİŞ SİSTEMİNİN NUR TOPU GİBİ BİR SORUNU (MU) OLDU
  • BAKANLIK MAARİF MÛFETTİŞİ ATAMALARI İPTAL
    BAKANLIK MAARİF MÛFETTİŞİ ATAMALARI İPTAL
  • 16. İL TEMSİLCİLER KURULU TOPLANDI
    16. İL TEMSİLCİLER KURULU TOPLANDI
  • XI. Uluslararası Eğitim Denetim Kongre Programı Yayınlandı
    XI. Uluslararası Eğitim Denetim Kongre Programı Yayınlandı
  • MEB den MÜFETTİŞLİK ATAMALARININ İPTALİNİ İSTEDİK
    MEB den MÜFETTİŞLİK ATAMALARININ İPTALİNİ İSTEDİK
  • BAKANLIK MAARİF MÜFETTİŞİ MÜLAKAT VE ATAMALARI İPTAL EDİLDİ
    BAKANLIK MAARİF MÜFETTİŞİ MÜLAKAT VE ATAMALARI İPTAL EDİLDİ
  • Dünya Emekçi Kadınlar Gününü Kutlarız
    Dünya Emekçi Kadınlar Gününü Kutlarız
  • MEB BakanYardımcısı Sayın İbrahim ER’e Ziyaret
    MEB BakanYardımcısı Sayın İbrahim ER’e Ziyaret
  • Basında TEM-SEN
    Basında TEM-SEN
  • Sayın Erkan AKÇAY’ı Ziyaret Ettik
    Sayın Erkan AKÇAY’ı Ziyaret Ettik
Milli Eğitim Komisyonunda “Tarihi Bir Hata Olacak” Dedik

Mili Eğitim alt Komisyonunda Genel Başkanımız Nermin TAŞCIOĞLU’ nun yapmış olduğu konuşma aşağıdadır.

Sayın Başkanım, Değerli Komisyon Üyeleri

Milli Eğitim Bakanlığı, geleceğimizi emanet edeceğimiz nesillerimizin yetiştirildiği  en hayati kamu hizmetini sunan, stratejik bir bakanlıktır.

Yirmi milyon öğrencinin eğitim öğretim gördüğü, bir milyondan fazla personelin istihdam edildiği, bütçeden en fazla kaynağın aktarıldığı bu Bakanlıkta yönetim süreçlerinden olan denetim hizmetlerinin etkin ve kaliteli sunulmasını önemi büyüktür.

Milli Eğitim Bakanlığında etkin ve verimli denetim hizmeti sunulabilmesi için Milli Eğitim Şuraları, Bilimsel araştırmalar, TBMM araştırma raporları Eğitim Bilimcilerinin ve sivil toplum örgütlerinin görüşleri doğrultusunda ideal bir model oluştu ve bu modelin gerçekleştirilmesi içinde yıllarca mücadele verildi.

Bu tasarının 13. Maddesi olmasaydı en  ideal denetim modelinin gerçekleştirilmesi için alınan tarihi karara tanıklık ediyor olacaktık.

Ne var ki;

Tasarıdaki 13. Maddenin varlığı  tarihi bir kararın tarihi bir hataya dönüşmesine sebebiyet vermektedir.

  1. Madde İle

Ø  Eğitimin Denetimi Olanaksız Hale Gelecektir.

Bakanlık kendi verilerinde bile denetim hizmetinin sunabilmesi  için   şuan Personel ve kurum sayısı dikkate alınarak %57.14 karşılama oranıyla yani iki kişinin işini bir kişi yapmak şartıyla 2514 Maarif Müfettişine ihtiyacı olduğu belirtmişken,  500 Maarif Müfettişi ile denetim hizmetleri sağlıklı yürütüleceğine inanmak mümkün değildir  Eğitimi denetimsiz bırakmak telafisi imkansız sonuçlar doğuracak, ülkemizin geleceğini riske atacak tarihi bir hata olacaktır.

Ø  Bir Meslek Ve Mensupları Yok Edilecektir.

Çok köklü ve kendine özgü süzülmüş bir kültür üzerine oturan yaklaşık iki yüz  yıllık geçmişi olan Maarif Müfettişliği,  yargı ve mülki idare hizmetleri mensupları gibi “belirli bir öğrenim”e sahip olanların müfettiş yardımcılığı sınavı sonucunda girilebildikleri ve belirli süreli bir “meslek içi eğitim”den sonra yapılan “yeterlik sınavı”nda başarı gösterilerek başlanılan,  içinde kendine özgü ilerleme ve yükselme basamaklarının bulunduğu, ilerleme ve yükselmenin ehliyet, kıdem, özel eğitim ve yetişme koşullarına bağlandığı”   kariyer meslektir.

Kariyer meslek statüsünde yer alan Maarif Müfettişlerinin kariyer meslek olmayan Eğitim Uzmanı (şeflerin sınavla geldiği görev) kadrolarına  atamanın hukuk güvenliği bağlamında “kazanılmış haklara saygı” ilkesine aykırı olacağı açıktır.

Anayasa Mahkemesinin 13.7.2015 tarih; 2014/88 Esas Sayısı ile 2015/68 Sayılı kararında

“188. Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan hukuk devleti ilkesinin temel gereklerinden biri kazanılmış haklara saygı gösterilmesidir. Kazanılmış haklara saygı, hukuk güvenliği ilkesinin bir sonucudur. Kazanılmış hak, kişinin bulunduğu statüden doğan, tahakkuk etmiş ve kendisi yönünden kesinleşmiş ve kişisel alacak niteliğine dönüşmüş haktır.

  1. Belirli düzeyde ve nitelikte öğrenim, belli yaş ve özel giriş koşulları gerektiren, bir yarışma sınavı ile girilen, içinde kendine özgü ilerleme ve yükselme basamaklarınınbulunduğu, ilerleme ve yükselmenin ehliyet, kıdem, özel eğitim ve yetişme koşullarına bağlandığı meslek sınıfları, “kariyer meslek” olarak adlandırılmaktadır. Müfettişlik mesleği de bu anlamda “belirli bir öğrenim”e sahip olanların müfettiş yardımcılığı sınavı sonucunda girilebildikleri ve belirli süreli bir “meslek içi eğitim”den sonra yapılan “yeterlik sınavı”nda başarı gösterilerek başlanılan kariyer bir meslektir. 652 sayılı KHK ile getirilen, Maarif Müfettişi kadrosuna atanabilmek için gerekli koşullar incelendiğinde, maarif müfettişliğinin de kariyer meslek olduğu anlaşılmaktadır.”denilmektedir.

Yine bu kararda Anayasa Mahkemesi

Daha önce Şube müdürlüğü ve İl Milli Eğitim Müdür Yardımcılığı Kadrolarında Bulunanların Eğitim uzmanı Yapılmasıyla ilgili olarak  “İkinci cümlesinde yer alan “Bunlardan Talim ve Terbiye Kurulu Üyesi, Müsteşar Yardımcısı ve Genel Müdür kadrolarında bulunanlar ekli (3) sayılı liste ile ihdas edilen Bakanlık Müşaviri kadrolarına,…”, “…ve İl Müdürü…”, “…ve İl Müdürü….” ile “… diğerleri ile geçici 3 üncü maddeye istinaden şahsa bağlı Şube Müdürü kadrolarında bulunanlar ise ekli (3) sayılı liste ile ihdas edilen Eğitim Uzmanı kadrolarına,…” ibareleri Anayasa’nın 2. maddesine aykırı” bularak iptal etmiştir.

Maarif Müfettişlerinin  Eğitim Uzmanı yapılması Anayasamızda yer alan kazanılmış haklar bakımından hak gaspına sebebiyet verecektir.

‘Hak kaybı’ kavramı, yalnızca ekonomik kayıpları değil, özel sınav ve yeterlikler sonunda elde edilmiş olan statü kayıplarını da kapsar. Örneğin Maarif Müfettişi şuan her hangi bir kamu kurum yada kuruluşuna  Müfettiş olarak geçebilecekken Eğitim Uzmanlığına atandığında bu hakkı elinden alınmış olacaktır.

Toplumsal, sosyal, psikolojik yönden kayıpları ekonomik olarak ölçmek mümkün değildir.

Kalpleri kırgın, küskün, moral motivasyonu bozuk, bakanlığına aidiyet duygusu hissetmeyecek çalışanların olmasına sebebiyet verecektir.

Hiçbir suçu günahı olmayan binlerce insanı mesleğinden ve kazanılmış haklarından edecek,

Merkezden mezralara ve yurtdışı teşkilatlarına kadar çok büyük bir teşkilatın denetimini ve çalışanların iş başında yetiştirilmelerini riske atacak,

Kariyer meslek mensubunu, kariyer meslek olmayan başka bir göreve atayacak,

Bu tasarının;

İnsan haklarına,

Kazanılmış haklara,

Hak ve Adalet İlkelerine,

Hukukun evrensellik ilkesine aykırı olacağına  siz değerli parlamenterlerimizin de inandığına inanıyoruz.

Her camiada olduğu gibi bizim camiamızın içerisinde de işini yapmayan varsa inceleme soruşturma yapılır, farklı yönde eylemlerin içinde bulunanlar varsa Cumhuriyetin Savcılarının harekete geçmesi sağlanarak işlem yapılır. Problemleri yok etmenin yolu budur ve bunun yerine 2100 kişiyi topyekûn zan altında bırakıp bir meslek grubunu lağvetmek üzere yasa yapmak değildir. Tüm camiamız devletini, vatanını, milletini seven insanlardır. Bu vatan için birkaç ay önce evladını şehit veren meslektaşım “başkanım vatan hainliği benim neremde” diye bana soruyor  ben cevap veremiyorum. Bu sorunun cevabını siz değerli komisyon üyelerimizin takdirine bırakıyorum.

2500 Maarif Müfettişinin Bakanlık Maarif Müfettişliğine atanması için Maliye Bakanlığınca  kadro vermediği beyanlarının da gerçeği yansıtmadığını düşünüyorum.

Kariyer meslek mensubu mesleki uzmanlığa ve yetkinliğe sahip Maarif Müfettişlerini Kariyer meslek olmayan Eğitim Uzmanlığına atanması yapılırken

Bu kanun Tasarısında yer alan 71. Madde ile ÖSYM merkezinde çalışan kariyer meslek mensubu olmayan sözleşmeli Eğitim Uzmanının kariyer meslek olan  MİLLİ EĞİTİM UZMANI olarak  hiçbir işleme gerek kalmadan atanması için kadro tahsis ediliyor olması bir çelişki olsa gerektir.

Bu haksızlığa ve hukuksuzluğa izin verilmemesini

Mevcut Maarif   Müfettişlerinin tamamının merkeze bağlı şekilde yapılanmasını bekliyoruz.

Saygılarımla arz ederim.



Yukarı Geri Ana Sayfa