• TEFTİŞ SİSTEMİNİN NUR TOPU GİBİ BİR SORUNU (MU) OLDU
    TEFTİŞ SİSTEMİNİN NUR TOPU GİBİ BİR SORUNU (MU) OLDU
  • BAKANLIK MAARİF MÛFETTİŞİ ATAMALARI İPTAL
    BAKANLIK MAARİF MÛFETTİŞİ ATAMALARI İPTAL
  • 16. İL TEMSİLCİLER KURULU TOPLANDI
    16. İL TEMSİLCİLER KURULU TOPLANDI
  • XI. Uluslararası Eğitim Denetim Kongre Programı Yayınlandı
    XI. Uluslararası Eğitim Denetim Kongre Programı Yayınlandı
  • MEB den MÜFETTİŞLİK ATAMALARININ İPTALİNİ İSTEDİK
    MEB den MÜFETTİŞLİK ATAMALARININ İPTALİNİ İSTEDİK
  • BAKANLIK MAARİF MÜFETTİŞİ MÜLAKAT VE ATAMALARI İPTAL EDİLDİ
    BAKANLIK MAARİF MÜFETTİŞİ MÜLAKAT VE ATAMALARI İPTAL EDİLDİ
  • Dünya Emekçi Kadınlar Gününü Kutlarız
    Dünya Emekçi Kadınlar Gününü Kutlarız
  • MEB BakanYardımcısı Sayın İbrahim ER’e Ziyaret
    MEB BakanYardımcısı Sayın İbrahim ER’e Ziyaret
  • Basında TEM-SEN
    Basında TEM-SEN
  • Sayın Erkan AKÇAY’ı Ziyaret Ettik
    Sayın Erkan AKÇAY’ı Ziyaret Ettik
MEB DENETİM SİSTEMİ TIKANDI SORUNU ÇÖZMEYE BAKANLARIN ÖMRÜ YETMİYOR

 

Teknolojide, ulaşımda, bilişimde, iletişimde ve eğitimde gelişim bir sel olmuş akıyor, bu selin önünde durmanın olanağı da yok. Yaşanan bilimsel gelişime ayak uyduramamanın geri kalmak, hatta başkalarına bağımlı duruma düşmek olduğunu bilmeyen de kalmadı. Değişim ve gelişim doğal olarak eğitimde daha hızlı yaşandı/yaşanıyor.Türk Eğitim Sisteminde konjonktürel koşullara paralel olarak çok şey değişti. Yasalar, yönetmelikler, programlar hatta kurumlar başkalaştı, güncellendi.

 

Her şey değişti değişmesine de, nedense eğitim sisteminin alt sistemi olan denetim sistemi hep aynı kaldı. Değişim ve gelişim gerçekleştirilirken bütünlük ilkesi göz ardı edildi. Bu da sistemin verimli işlemeyişinin tek ve önemli nedeni oldu diyebiliriz. Sistem içerisinde yapılan kısmi değişikliğin, yaşanan süreçte uyum değişimlerini zorladığını ve tetiklediğini görüyoruz.  Bir vücutta baş sağlam, gövde tamam, ayaklar sağlıklı ancak, beyin bu gövdeyi koordine edemiyorsa sistemde aksama kaçınılmaz olacaktır.

 

Eğitim sistemimizde bütünlük ilkesini gerçekleştirmek istiyorsak, denetimde bütünlüğün sağlanması ile işe başlamak lazım. Aynı iş alanında aynı işi yapmak için birbirinden habersiz iki-üç koldan hareket eden denetim elemanlarının ortaya çıkardığı fotoğraf doğrusu hiç şık değil. Adeta erken giden denetim birimi mevzi kapıyor. Bir kurum bazen iki hafta arayla değişik müfettiş grupları tarafından denetime alınmış oluyor. Böyle bir ortamda denetim elemanları, doğal olarak işleri ile uğraşma yerine kendilerine rakip ya da alternatif gördükleri diğer birimin elemanları ile meşgul oluyor, çatışıyor. Bakanlığımızda görev yapan Bakanlık Müfettişleri ile Eğitim Müfettişleri bir birleri aleyhine harcadıkları zamanı ve enerjiyi,  eğitimde kaliteyi artırmak için kullansalardı ortaya ne gibi bir tablo çıkardı diye düşünmekten kendini alamıyor insan.  Bu sorunun cevabı için alanda çok ciddi bir araştırma yapılmasına ihtiyaç olduğu muhakkak.

 

 Eğitim Sisteminde denetim, yılların, hatta onlarca yılın ihmali ile bugüne kadar gelen kronikleşmiş problemdir. Bu problemi çözmek için yetkili/resmi ve bilim çevreleri çeşitli çalışmalar yapmışlardır. Konuyla ilgili bu güne kadar yapılan çalışmaların bazılarını şöyle sıralayabiliriz.

 

Denetim yapısı ve işleyişi, Milli Eğitim Şuralarının değişmez tartışma  konusu olmuştur.

 

MEB denetim sorunu 14. 15. 17. ve 18. Eğitim Şuralarında geniş şekilde görüşüldü. 14. ve 15. Eğitim Şuralarında denetim birimlerinin tek çatı altında birleştirilmesi ve merkeze bağlı olması karara bağlandı. 17 ve 18. Eğitim Şuralarında ise, sorun daha geniş şekilde ele alındı ve çözüme yönelik kapsamlı kararlar alındı.   17. Milli Eğitim Şurasında “Eğitimde Nitelik” başlığı altında 89. madde ile çok önemli bir karar daha alınmıştır. Bu kararda  pek çok hizmet birimi yerel yönetimlere aktarılmalı ancak, stratejik planlama, yönlendirme,denetim hizmetleri merkeze bağlı olmalıdır” denilmektedir.18. Eğitim şurasında alınan kararların 55. Maddesinde, MEB denetim birimlerinin Eğitim Müfettişi adıyla merkeze bağlı olarak yapılanması, bölgesel/çalışma merkezli istihdamı ile kendi içerisinde branşlaşma ve uzmanlaşmaya gidilmesi ön görülmüştür. Denetimin merkeze bağlı yapılanması gerektiği anılan tüm şuraların ortak kararı olarak literatüre girmesi dikkat çekicidir.

 

 MEB Denetim Sistemi Milli Eğitim Bakanların gündeminden hiç düşmemiştir.

 

Milli Eğitim eski Bakanı Sayın Nevzat AYAZ döneminde MEB Personel Yasa Tasarısı hazırlanmış, bu tasarıda Bakanlık Müfettişliği ile İlköğretim Müfettişliği MEB Eğitim Müfettişi unvanı altında merkeze bağlı olarak birleştirilmiştir. Milli Eğitim eski Bakanlarından Sayın Erkan MUMCU zamanında ise, Bakanlık merkez ve taşra teşkilatını yeniden düzenleyen kanun tasarısı hazırlanmıştır. Bu tasarıda da iki denetim birimi aynı unvan altında merkeze bağlı yapılandırılmıştır.  Milli Eğitim Bakanı Doç. Dr. Sayın Hüseyin ÇELİK döneminde sorun tekrar tekrar ele alınmış ve dört ayrı kanun tasarısı hazırlanmıştır. Bu tasarılardan bir tanesi Bakan Sayın Nimet ÇUBUKÇU zamanında 5984 Sayılı Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun İle Devlet Memurları Kanunun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine Dair Kanun olarak, T.B.M.M. de tüm partilerin oy birliği ile yasalaşmıştır. Bu yasa ile ilköğretim Müfettişliği unvanı Eğitim Müfettişliği olarak değiştirilmiş, GİH sınıfı I sayılı cetvelin (g) bendinde yer alması ile eğitim müfettişlerinin ek göstergesi 3600 olarak diğer müfettişlerle eşitlenmiştir. MEB denetim sorunu,  bu düzenleme ile bitmediği gibi, Bakan Prof. Dr. Sayın Ömer DİNÇER zamanında yapılan düzenlemeye rağmen, gündem konusu olmaya devam etmiştir.

 

Sayın DİNÇER, 652 Sayılı KHK ile Bakanlıkta aynı işi yapan tüm birimleri birleştirirken aynı alanda aynı işi yapan denetim birimlerinin birleştirilmesini unutmuştur. Bu KHK ile Milli Eğitim Bakanlığındaki denetim birimlerinin üçlü yapısı devam etmişaynı işi yapan denetim elemanlarının müfettiş olan unvanları bir gecede biri Denetçi diğeri Denetmen olarak değiştirilmiştir. Bu unvanlar çalışanlar arasında ve kamuoyunda benimsenmemiştir. Denetim birimlerinin görev alanlarında yapılan yeni değişiklikler üçlü yapılanmayı ortadan kaldırmadığından denetim birimleri arasındaki görev çakışması ve görev binişmesi sona ermemiştir. Hatta denetim elemanlarının motivasyonunun bozulmasına, verimliliklerinin düşmesine, kamu kaynaklarının etkin ve verimli kullanılmamasına ve çalışma barışının bozulmasına neden olmuştur. Eğitim Müfettişi Unvanının İl Eğitim Denetmeni olarak değiştirilmesi TEM-SEN tarafından dava konusu yapılmış olup halen Anayasa Mahkemesine sevk edilmek üzere idare mahkemesinin kararı beklenilmektedir. Bakanlıkta aynı işi yapan birimlerin birleştirilerek yatay yapılanmaya gidildiği bir süreçte aynı işi yapan denetim birimlerinin tek çatı altında toplanmamasının yarattığı olumsuzluklar ve kamuoyunda kabul görmeyen unvan değişiklikleri, Sayın DİNÇER’ e Sendikamız Merkez Yönetimince anlatılmıştır. Öyle ki, sorunun önemi ve çözümü konusunda sayın Bakanla üç kez görüşülmüş, bir görüşmemiz geniş katılımlı olarak, Sayın Ömer DİNÇER Başkanlığında yaklaşık dört saat sürmüştür. Bu görüşmelerimiz sonunda denetim sisteminde yaşanan sorunların varlığı ve önemi Sayın Bakan tarafından kabul edilmiştir. 2013 yılı Bütçe konuşmalarında; “operasyonel, idarî ve kalite süreçlerinin eğitim politikalarına, stratejik plana ve mevzuata uygun olarak yürütülmesi ve sürekli iyileştirilmesini sağlamak amacıyla daha etkin bir denetim ve rehberlik sistemine her zaman ihtiyaç bulunduğunu, kamu kaynaklarının daha etkin, verimli ve yerinde kullanımına katkı sağlayıcı, yol gösterici, doğabilecek zararları önleyici bir denetim sistemi oluşturma hedeflerinin bulunduğunu” beyan etmeleri bunun göstergesidir.

 

Sayın Bakan denetimde yaşanan sorunu çözmek için düğmeye de basmıştır. Ne var ki ,çözüm için zaman yetmemiştir. Ya da zaman iyi değerlendirilememiştir. Geç kalışta neden bunlardan ibaret de değildir.  Denetimde yeniden yapılanma çalışmalarında süreci sabote eden bazı bürokratların çabalarını da unutmamak lazım.  Öte yandan 11 yılda 5 bakan değişikliği dikkate alınınca, bir sistemi değiştirmek için yapılan tüm çalışmaların sonuçsuz kalması da normal gibi görülebilir.

 

 Eğitim Bilimciler, eğitim denetimi alanında yapılan kongreler, sempozyumlar, çalıştaylar gibi akademik çalışmalarda MEB denetim işleyişinde yaşanan ve üçlü yapılanmadan kaynaklanan sorunları dile getirmekten adeta usanmışlardır.

 

 Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Ş. Şule ERÇETİN, “Milli Eğitim Bakanlığında Teftiş Hizmetlerinin Yeniden Düzenlenmesi” konulu makalesinin bir bölümünde; “…Türk Milli Eğitim Sisteminde teftiş hizmetlerinin Bakanlık ve İlköğretim müfettişliği olarak ikili örgütlenme biçimi, buna bağlı oluşturulan çarpık yapı, kadrolama, donatım ve çelişkili işleyiş bu hizmetlerin fikir ve eylem birliği içinde gerçekleştirilmesine engel, bütünlükten ve derinlikten yoksun bir biçimde sürdürülmesine neden olmaktadır. Aslında ayrı birimlerde aynı uzmanlık hizmetlerinin gerçekleştirilmesi çok daha zor ve masraflı olup, bilimsel, yasal ve yönetsel mantığa aykırıdır…” diyor.

 

 Çarpık yapı ve çarpık işleyiş onlarca yıldır ülkemize ve eğitim sisteminin işleyişine olumlu katkı vermemiş, hatta ciddi zararlara neden olmuştur. Aralarında koordinasyon olmayan, işbirliği-güç birliği bulunmayan, görev binişmesi, iş çakışması ve sonuçta görevlilerin çatışmasına neden olan yaşlanmış bir sistem hala sürdürülmektedir. Sistem verimli değil, objektif değil, ekonomik hiç değil. İlgililerimizin ve yetkililerimizin sorunu çözme konusunda gösterdikleri zaaf ülkemize pahalıya mal olmaktadır. Zira denetim yapısı bu haliyle kaynak israfına neden olmaktadır. Eğitim bilimcilerimizin bu yönlü görüş ve düşüncelerini dikkate almak gerekir diye düşünüyorum. 

 TEM-SEN, başta TODAİE’ nin değerli hocaları olmak üzere üniversitelerimizin ilgili eğitim bilimcileri ile sürekli çalışarak ülkemiz ihtiyacına cevap verebilecek, aynı zamanda çağdaş bir denetim yapısı ve işleyişini ortaya çıkarmak için uğraş vermiş, model geliştirmeye çalışmıştır. Bu amaçla her yıl bir üniversite ile Uluslararası Katılımlı Eğitim Denetimi Kongresi düzenlemiştir. Çok çeşitli zamanlarda ve platformlarda yapılmış çalışmalardan (aklın yolu bir olduğundan olacak) aynı sonuçların çıktığı görülmüştür. Bu sonuç ve model Bakanlığımız yetkilileri, alanda hizmet veren sivil toplum kuruluşları ve kamuoyu ile paylaşılmıştır.

 

Son zamanlarda Eğitim, Öğretim, Bilim ve Hizmet Kolunda faaliyette bulunan büyük sendikalarımızın; denetimde verimliliğin artırılması, kaynak israfının önlenmesi, birimler arasında koordinasyonun sağlanması için denetim birimlerinin merkeze bağlı tek çatı altında örgütlenmesi ve içlerinde uzmanlaşmanın sağlanmasıyönündeki merkez yönetim kurulu kararlarını yazılı ve sözlü olarak kamuoyuyla paylaştıklarını görüyoruz. Bu önemli ve memnuniyet verici bir gelişmedir.

 

MEB İç Denetim Başkanlığının 2012 tarihli Eğitim Denetiminde Yeniden Yapılanma konulu inceleme raporu, MEB denetim yapılanmasında sorunlar olduğunu ve denetimin acilen yeniden yapılandırması gerektiğini gösteren, aynı zamanda mevcut denetim sistemi yapılanmasındaki çarpıklığın Bakanlıkça da kabul edildiğinin önemli belgesidir.

 

Bakanlar Kurulunun 18 Ekim 2012 tarih ve 28445 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 2013 Yılı Programında ”Milli Eğitim Bakanlığında etkin bir rehberlik ve danışmanlık sisteminin kurulmasında sorun olduğu” vurgulanmaktadır. Bakanlıktan bu sorunun 2013 yılı içerisinde ortadan kaldırılması için gerekli yasal düzenlemeleri yapması beklenmektedir.

 

1991 yılında oluşturulan TBMM Öğretmenlerin Sorunlarını Araştırma Komisyonunun 1993 yılında yazdığı araştırma raporunda; MEB denetim sisteminde sorunlar olduğu, bakanlık müfettişliği ile ilköğretim müfettişliğinin birleştirilerek ikili denetim sistemine son verilmesi gerektiği ifade edilmiştir.

 

Sorunun ciddi ve ülkeye zarar verecek boyutta olduğunda birleşmeyen kesim kalmamıştır. Hiçbir konuda böyle geniş çaplı bir uzlaşma sağlanmamıştır diyebiliriz. Buna rağmen;

 

Ne şura kararları, ne bakanların hazırladığı kanun tasarıları, ne eğitim bilimcilerin görüşleri, ne inceleme raporları ne de sendikaların teklifleri, ne TBMM araştırma raporu, beklenen sonucu hâsıl edebilmiştir!

 

2013 atama ve yer değiştirme döneminde doğu ve güneydoğu illerimizde çalışan eğitim denetmenleri, bölge çalışma sürelerini tamamladığından batı illerimize atanacaklardır. Bu atama sonucunda kimi illerimizde hiç bir müfettiş kalmazken, bazı illerimizde bir ya da iki müfettiş kalacaktır. Bugüne kadar kör topal gelmeyi başarabilmiş denetim sistemi fiilen tıkanmıştır. Ümit edilir ki, boşalan illerdeki kadroları doldurmak için bugüne kadar yapılan yanlış tekrarlanmaz. O bölgelerde bulunan illerimize alelacele sınav açıp, müfettiş yardımcısı alıp, atamaya kalkışılırsa tarihi hata tekrarlanmış olur ve bu ağır vebalin yükünü de kimse taşıyamaz. Zira doğu ve güneydoğu illerimize deneyimsiz öğretmen deneyimsiz müfettiş ve diğer kamu görevlileri beklenen verimli hizmeti yapmakta ciddi şekilde zorlanmaktadır ve sonuç ortadadır.

 

MEB denetim sistemi ve işleyişinden ne hizmeti alanlar, ne hizmeti verenler ve ne de bakanlık memnun. Bir çark herkesin gözü önünde boşa dönüyor ve ülkemize pahalıya mal oluyor.

 

Kamuoyunda deneyimli ve makul bir insan olarak bilinen Sayın Bakan Nabi Avcı, önceki bakanların ele alıp ta sonuçlandıramadığı bu kronikleşmiş denetim sorununu; Milli Eğitim Bakanlığında istihdam edilen denetim birimlerini;  Eğitim Müfettişi adı ile tek çatı altında merkeze bağlı olarak yapılandırıp, Türkiye düzeyinde belirlenecek yaklaşık 12 çalışma merkezinde/ bölgesinde görev yapacak şekilde bir düzenlemeye giderek çözebilecektir. 5 Mart 2013 tarihinde kendilerini makamında ziyaret ederek MEB denetim sistemi sorununu ve çözüm önerimizi detaylı olarak anlatma fırsatı bulduk. Bu görüşmede MEB denetim yapılanmasına ilişkin model önerimizi ve fikir vermesi amacıyla yasal düzenleme taslak metnimizi sunduk. Eğitimde kaliteyi yakalamak ve kamu kaynaklarının yerinde kullanılması ancak MEB denetim sisteminin bu şekilde çözümü ile mümkün olacaktır. Ülkemizin milli menfaatleri bunu gerektiriyor.

 

Görülüyor ki, sorunun çözümü için ilgili kişi ve kurumlarca yollara yeteri kadar taş döşenmiş, alt yapı hazırlanmıştır. Çözüm süreci kısa olmalı ve bir daha zaman engeline takılmamalıdır. Kamuoyu Sayın Bakandan bunu beklemektedir.

 



Yukarı Geri Ana Sayfa