• TEFTİŞ SİSTEMİNİN NUR TOPU GİBİ BİR SORUNU (MU) OLDU
    TEFTİŞ SİSTEMİNİN NUR TOPU GİBİ BİR SORUNU (MU) OLDU
  • BAKANLIK MAARİF MÛFETTİŞİ ATAMALARI İPTAL
    BAKANLIK MAARİF MÛFETTİŞİ ATAMALARI İPTAL
  • 16. İL TEMSİLCİLER KURULU TOPLANDI
    16. İL TEMSİLCİLER KURULU TOPLANDI
  • XI. Uluslararası Eğitim Denetim Kongre Programı Yayınlandı
    XI. Uluslararası Eğitim Denetim Kongre Programı Yayınlandı
  • MEB den MÜFETTİŞLİK ATAMALARININ İPTALİNİ İSTEDİK
    MEB den MÜFETTİŞLİK ATAMALARININ İPTALİNİ İSTEDİK
  • BAKANLIK MAARİF MÜFETTİŞİ MÜLAKAT VE ATAMALARI İPTAL EDİLDİ
    BAKANLIK MAARİF MÜFETTİŞİ MÜLAKAT VE ATAMALARI İPTAL EDİLDİ
  • Dünya Emekçi Kadınlar Gününü Kutlarız
    Dünya Emekçi Kadınlar Gününü Kutlarız
  • MEB BakanYardımcısı Sayın İbrahim ER’e Ziyaret
    MEB BakanYardımcısı Sayın İbrahim ER’e Ziyaret
  • Basında TEM-SEN
    Basında TEM-SEN
  • Sayın Erkan AKÇAY’ı Ziyaret Ettik
    Sayın Erkan AKÇAY’ı Ziyaret Ettik
Bilim Adamlarına Göre: Kanun Tasarısı Bilime ve Hukuka Aykırı
MAARİF MÜFETTİŞLİĞİNE İLİŞKİN 652 SAYILI KHK DEĞİŞİKLİĞİNE İLİŞKİN HAZIRLANAN KANUN TASARISI HAKKINDA YÖNETSEL VE HUKUKİ MUTÂLAA

                                                                                                                                                   Prof.Dr. Feyzi ULUĞ

Milli Eğitim Bakanlığı’nın  öteden beri 652 sayılı bakanlığın kuruluş ve görevleriyle ilgili KHK’da kimi yeni düzenlemelere gitme çabası içinde olduğu bilinmektedir. Son yapılan çalışmalardan birisi ise, MEB Maarif Müfettişlerinin yasal konumuyla ilgilidir. Kanun Tasarısında, personele ilişkin geçiş hükümleri başlığıyla oluşturulan geçici madde  de bununla ilgilidir. Yapılacak düzenleme yoluyla, maarif müfettişi ve müfettiş yardımcısı kadrolarında bulunanları, bulundukları kadro dereceleriyle hiçbir işleme gerek kalmadan ihdas edilen “Eğitim Uzmanı” kadrolarına atanmış saymaktadır. Düzenlemede, mesleğe yarışma ve yeterlik sınavıyla girenlerden denetçi, müfettiş ya da maarif müfettişi unvanını daha önce kazanmış olanların, bakan onayı ile Teftiş Kurulu Başkanlığındaki Bakanlık maarif müfettişliği kadrosuna ‘atanabilmesi’ hüküm altına alınmaktadır.

Yönetim 5 ayaklı bir süreçtir: planlama, örgütleme, yönlendirme, eşgüdümleme ve denetim. Bu ayaklardan herhangi birisinde ortaya çıkacak yetersizlik tüm sistemin işlemez kılınması sonucunu doğuracaktır. Buradan hareketle milyona varan çalışanı ile dev bir örgüt olan Milli Eğitim Bakanlığında denetsel görevlerin yetkili uzmanlık birimi olmadan yürütülmesi beklenemez. Bu birimin adı ister teftiş, isterse denetim olsun denetsel nitelikli görevleri yürütmek durumundadır. Getirilmek istenen düzenlemede MEB’de müfettişlik hizmeti kaldırılmamakta, tersine aynı unvan korunmakta, ancak bu unvana ilişkin kadroların içi boşaltılarak, mevcut müfettişlerin tasfiyesi amaçlanmaktadır. Bir kadro unvanı kapsamında yürütülen görevler ortadan kalkmadığı sürece o kadro unvanını dolduran kimseleri başka unvanlı kadrolara yasa yoluyla da olsa aktarmak Anayasayla güvence altına alınan temel ve sosyal haklar karşısında hukuka aykırılık oluşturacaktır. Çağdaş hukuk normları dikkate alındığında, böylesi bir işlemin Anayasa yargısı karşısında iptale konu olacağı açık bir gerçektir.Sınavla girilen kariyer bir meslek mensubunu sınav gerektirmeyen ve kariyere dayalı olmayan bir mesleğe (ilgili düzenlemede kariyer meslek olan maarif müfettişliğinden kariyer meslek olmayan eğitim uzmanlığına) yasa yoluyla da olsa atamanın, Anayasanın eşitlik ilkesi ile çalışma hakkı ve ödevini düzenleyen maddelerin getirilme amacına (ruh ve mantığına) aykırılık oluşturacağını söylemek gerekir.

Kamu görevleri yapısal olarak pek çok meslek alanını içinde barındırır. Bir kariyer mesleğe girmek, giren açısından bu mesleğin koşullarını kabul etmiş olmayı, devlet açısından da o mesleğin belirlenen ilkeler çerçevesinde gereklerinin yerine getirilmesi sorumluluğunu üstlenmeyi gerektirir. Yani, burada, taraflar arasında bir psikolojik sözleşme söz konusudur. Temel hukuk kurallarının varolduğu bir sistemde, karşılıklı sorumluluk ilişkisinin mutlaka yazılı olması, yani hukuki bir sözleşmeye dayanması zorunluluğu yoktur. Tıpkı, ‘bilinen köyü yeniden tarif gerekmediği gibi.’ Malumun ilanı olan bir şeyin de yazılı hukuk kuralına dönüşmüş olması gerekmez.

Devlet, mesleğe girdikten sonra işgören ile kendi arasındaki sözleşmeyi değiştirip çalışan üzerinde ‘hak kaybı yaratacak şekilde’ tek taraflı tasarrufta bulunma yetkisine sahip değildir. Burada ‘hak kaybı’ kavramı, yalnızca ekonomik kayıpları değil, özel sınav ve yeterlikler sonunda elde edilmiş olan statü kayıplarını da kapsar. Bu tür uygulamalar kazanılmış haklar bakımından, açık bir ‘hak gaspı’ olarak düşünülmelidir.

Yukarıda da vurgulanmaya çalışıldığı gibi, böylesi bir hak gaspı, eşitlik ve çalışma hürriyeti (md.48) ile çalışma hakkına (md.49) ilişkin Anayasa hükümlerine aykırılık oluşturacaktır. Aynı biçimde, ‘çıkarsama yoluyla’ kimsenin yaşına, cinsiyetine ve gücüne uymayan işlerde çalıştırılamayacağını düzenleyen çalışma şartları ile ilgili anayasal kurala da (md.50) aykırılıktan söz etmek gerekir. Çünkü, Anayasa maddesinde sözü edilen ‘güç’  sadece fiziksel değil, uzmanlık alanı dışında bir işi yapmaya zorlanma kapsamında da değerlendirilmek gerekir.

Öte yandan, yapılacak düzenlemeyle MEB’de mevcut müfettişlerin meslekleri ellerinden alınmış olacağı dikkate alındığında, bunun da yine Anayasada güvenceye alınan ‘kanun önünde eşitlik ilkesine’ aykırılık taşıyacağı ortadadır. Zira, Anayasamıza göre, “hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz. Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.”(md.10)  Oysa, yapılmak istenen düzenleme, idareye mevcut maarif müfettişlerinin mesleklerinin ellerinden alınmasını; buna karşılık idarenin tek taraflı istemiyle bu müfettişlerden dilediğini yeniden aynı mesleğe atama yapabilmesine olanak vermektedir. Yani, bir müfettiş, kariyer yoluyla kazanmış olduğu mesleğinden, yasa zoruyla çıkarılmakta, yürütmenin (MEB’in) takdiriyle de çıkarıldığı mesleğe yeniden alınabilmesi sağlanmaktadır. Bunun mevcut müfettişler içinde yürütmenin ayıklama yapması için düzenlendiğine hiç kuşku yoktur. Böyle bir düzenleme, açıktır ki, ne demokratik ne de çağdaş devlet gerekleriyle bağdaştırılabilir. Bu durum, her şeyden önce Türkiye’nin de altına imza koyarak tarafı olduğu Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) kararlarıyla da  açık çelişki oluşturacaktır.

Taslağa göre, idareye sınırları belirsiz bir keyfiyet alanı sağlanmakta, dilediği gibi (keyfi) tasarrufta bulunması için alan açılmaktadır. Dolayısıyla getirilmek istenen düzenlemeyle açıkça eşitlik ilkesinin ihlali söz konusudur. Kaldı ki, Anayasamıza göre herkes ‘yaşama ve maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına’ sahip kılınmıştır (md.17). 652 sayılı KHK’da değişiklik tasarı taslağı, getirdiği hükümlerle, maarif müfettişlerinin mesleki anlamda ‘manevi varlığını’ koruma ve geliştirme olanağının ellerinden alınması bağlamında, bunların yaşam haklarına açık saldırı planının bir parçası gibidir.

Sonuç olarak, hazırlanan taslak, maarif müfettişlerinin kazanılmış mesleki hak ve yetkilerini gasp etmeyi amaçlaması bakımından, Türkiye’nin tarafı olduğu uluslar arası belgelere ve Anayasaya açık aykırılıklar taşımakta, idareye keyfi davranma hakkı sağlayarak da hukukun temel ilkelerini ayaklar altına alan bir düzenleme özelliği taşımaktadır.



Yukarı Geri Ana Sayfa