• UEDK 2018
    UEDK 2018
  • MEB TEFTİŞ SİSTEMİ RAPORUMUZ
    MEB TEFTİŞ SİSTEMİ RAPORUMUZ
  • KAMUOYUNA DUYURU
    KAMUOYUNA DUYURU
  • CHP GENEL BAŞKAN YARDIMCISI YILDIRIM KAYA SENDİKAMIZI  ZİYARET ETTİ
    CHP GENEL BAŞKAN YARDIMCISI YILDIRIM KAYA SENDİKAMIZI ZİYARET ETTİ
  • Milli Eğitim Bakanlığı Bakan Yardımcısı Sayın İbrahim ER ziyareti
    Milli Eğitim Bakanlığı Bakan Yardımcısı Sayın İbrahim ER ziyareti
  • 15 TEMMUZ
    15 TEMMUZ
  • GENEL BAŞKANIMIZ NERMİN TAŞCIOĞLU
    GENEL BAŞKANIMIZ NERMİN TAŞCIOĞLU
  • 6. OLAĞAN MERKEZ GENEL KURUL İLANI
    6. OLAĞAN MERKEZ GENEL KURUL İLANI
  • MEB ‘DE BAKANLIK MAARİF MÜFETTİŞLİĞİ ATAMALARI SİL BAŞTAN
    MEB ‘DE BAKANLIK MAARİF MÜFETTİŞLİĞİ ATAMALARI SİL BAŞTAN
  • Genel Başkanımız Nermin TAŞCIOĞLU Kongre Açılışında
    Genel Başkanımız Nermin TAŞCIOĞLU Kongre Açılışında
Genel Başkanımız Nermin TAŞCIOĞLU Kongre Açılışında

Sendikamız ve Marmara Üniversitesi İşbirliğinde 1-3 Kasım 2017 tarihinde Antalya’da gerçekleştirilen 9. Uluslararası Eğitim Denetimi Kongresi’nde Genel Başkanımız  Nermin TAŞCIOĞLU  Kongre Eş Başkanı olarak yaptığı açılış konuşmasında

“Sayın Kongre Eş Başkanım, Değerli Akademisyenlerimiz, Sivil Toplum Örgütlerimizin Yöneticileri, Çok Kıymetli Maarif Müfettişlerimiz, yöneticilerimiz, öğretmenlerimiz ve Yurdumuzun çeşitli yörelerinden gelen değerli konuklarımız; sizleri  şahsım ve Tüm Eğitimciler ve Eğitim Müfettişleri Sendikası adına en içten sevgi ve saygılarımla selamlıyorum. Marmara Üniversitesi ile işbirliğinde düzenlediğimiz 9. Uluslararası Eğitim Denetimi Kongremize Hoş geldiniz,  şeref verdiniz, güç verdiniz..

Öncelikle  kongremize  teşriflerinizle göstermiş olduğunuz ilgi ve katkıya teşekkür etmek istiyorum. Biliyorum ve inanıyorum ki, Burada bulunmamızın bir tek amacı var. O da insandır, insanın mutluluğudur ve insanlığa hizmettir. İnsanın, insanca, barış içinde yaşamasının örgülerini, bilimin ışığı altında ilmik ilmik dokumak içindir. Eğitimcinin amacıdır,  işidir bu. Ve bunun adı eğitimdir. Görülüyor ki, Konu eğitim olunca gönülden  gönüle köprüler kurulmuş,  uzaklar yakın olmuş, eğitimciler, akademisyenler, yöneticiler,eğitim sevdalıları tek yürek olarak burada bir araya gelmişlerdir. Bu eşsiz fotoğraf altın çerçeve içinde ömür boyu saklanmaya değer bir fotoğraftır.

Değerli katılımcılar,

TEM SEN olarak bugüne kadar Ülkemizin değişik il ve üniversitelerinde gerçekleştirdiğimiz Uluslararası Eğitim Denetimi Kongresi’nin dokuzuncusunu gerçekleştiriyoruz. Önümüzdeki yıl hep birlikte dalya yaparak ulvi hizmete devam edeceğimizi ümit ediyorum. Bu kadar uzun ömürlü kongre olarak literatüre geçişin altında yatan  önemli nedenle vardır. Bunlardan  bir tanesi,  günün siyasi  ortamından uzak, sadece ve sadece  eğitimde kalitenin artırılmasına yönelik politikamızdan taviz verilmeyişidir. Uygulanan bu tamamen bilimsel ve tarafsız politika, Eğitim Müfettişlerimizin mesleki prensiplerine uygunluğu yanında, eğitim bilimcilerimizin herhangi bir siyasi  ideolojik kaygıya kapılmadan topluca katılımları kongrenin sürekliliğini adeta garanti altına almıştır. Kongremiz bu özelliği ile son zamanlarda örneği az bulunan bir marka olarak literatürde yer almayı hak etmiş görünüyor.

Rahatlıkla söyleyebilirim ki, Bu güne kadar gerçekleştirilen  Kongrelerimizde somut olarak dile getirilen bilimsel  etkinlikler sonuç itibariyle,  kamuoyuna ve ilgililere verilmesi gereken mesajı en etkili şekilde vermiştir. Genelde eğitim sistemimizde, özelde ise denetim sisteminde aradığımız çağdaş yapılanma ve işleyişte ortaya  çıkan sonuçların, bilhassa Milli Eğitim Bakanlığımızda ciddi şekilde değerlendirildiğini hep birlikte  gördük. Peş peşe gerçekleştirilen kongreler sürecinde MEB Denetim yapılanmasında yaşanan anlayış ve değişim trafiği hiçbir dönemde  yaşanmamıştır.

Bu süreçte,

*Yanlış kurgulanmış ve çağa ayak uydurmakta zorlanan ve bir takım baskılarla sorgulamaya tabi tutulamayan MEB denetim yapılanması silkelenmiş/sarsılmış ve bilimsel gerçekler karşısında daha fazla direnememiştir.

*Denetim birimlerinin kadro -sınıf ve gösterge farklılıkları  masaya yatırılmış ve önemli değişikliklere neden olan sonuçlar ortaya çıkmıştır.Yani farklı Hizmet Sınıfında yer alan iki yapılı müfettişlik  aynı sınıfa alınmış. Gösterge rakamları eşitlenmiştir.

*Denetçi-denetmen kavramları kabul görmemiş , yapılan yasal düzenleme ile Maarif Müfettişliği olarak yeniden adlandırılmıştır.

*Aynı alanda aynı işi yapan teftiş elemanlarının farklı konumlarda istihdam edilmelerine son verilmiş ve denetim birimleri tek çatı altında  birleştirilerek  verimden çok verimsizlik yaratan ikili  çarpık yapı tarih sayfalarına  terkedilmiştir.

Ne varki,

Son zamanlarda Bakanlık yetkilerinin bilimsel verileri bir yana bırakarak, tamamen kişisel tercihler ve siyasi sebeplerle keyfi diyebileceğimiz düzenlemelerle aynı çatı altında aynı statüde  çalışan Maarif Müfettişleri arasında ayrım yapma yoluna gittiğini ve mağdur kesimler yarattığını dehşetle yaşadık, yaşıyoruz. Bakanlık, ihtiyaca rağmen yıllarını bu mesleğe vermiş deneyimli meslektaşlarımızın büyük bir kısmını dışarıda bırakarak mülakatımsı bir uygulamayla 450 kişilik seçilmiş bir grup oluşturma yoluna gitmiştir.  Geride  kalan 1700 Maarif Müfettişi şahsa bağlı kadro ile görev ve yetkileri ellerinden alınarak il düzeyinde kadro bekler halde atıl bırakılmıştır. Haksız. Hukuksuz ve vicdansız bu uygulama asla kabul görmemiştir. Bilimsellikten nasipsiz, ülkemizin ihtiyacına cevap vermekten uzak, akıldışı, hiç bir objektif  ölçüsü olmayan bu mülakatımsı seçim yöntemini ve sonuçlarını, yani  kişisel bakış açısıyla meydana getirilen  bu olup bitti oluşumu Sendikamız asla kabul etmemiştir, etmeyecektir. Gerekli hukuki ve bilimsel mücadelesini sonuna kadar aralıksız sürdürmeye devam edecektir.

Biraz daha açacak olursak;

Denetim, Rehberlik ve soruşturma alanının uzmanları konumunda olan ve illerde bırakılan 1700 kadar Maarif Müfettişlerinin denetim ve soruşturma yetkileri iptal edilmiştir. Eğitimin denetimi yapılmamaktadır. Buna karşılık, işi eğitimi geliştirmek ve yönetmek olan okul müdürlerine soruşturma yaptırılmaktadır. Yani onlarda görevlerinden uzaklaştırılmışlar, yeterli olmadıkları alanda birbirleri hakkında soruşturma yaparak  zaman doldurmaktadırlar. İşin acı tarafı ise hiç kimsenin bu yanlışların farkında bile olmamalarıdır. Eğitim denetimsiz kalmış, eğitimde kalite sıfıra doğru süratle yol alıyormuş, çark boşa dönüyormuş kimsenin umurunda bile değil…

Ama;

Biz üzülüyoruz, bizim umurumuzda, ülkemizde eğitimin kalitesinin düşüşünü hazmedemiyoruz. Eğitimin kalitesi giderek düşüyor ve bu düşüş bu  gidişin doğal sonucudur. Zira eğitim politikamız bilim, teknoloji ve akıl üçgeni üzerinden yürümüyor. Bu yoldan yürümeyen ülkeler kaybetmeye mahkum olurken, bilim, teknoloji ve akıl ekseninde eğitim  yapan ülkelerde daima kazanmaya devam edecektir.

İlgisi nedeniyle bir küçük örnek vermek istiyorum.

1980 yılında Türkiye’nin Milli Geliri 94 milyon dolarken, Kore’nin 64 milyon dolardı. 2016 yılına gelindiğinde Türkiye’nin Milli Geliri 863 milyar dolar olurken, Kore’nin Milli Geliri 1 trilyon 410 milyar dolar olmuş. Bu gidişle 2020 yılında Ülkemizin Milli Geliri 1 trilyon 30 milyar dolar olacakken, Kore’nin Milli Geliri 1 trilyon 830 milyar dolar olacak.

Bu acı tablonun açıklamasına yardımcı olur düşüncesiyle bir tablo daha vermek istiyorum.

PISA 2015 verilerine göre 72 ülke içindeki Matematik eğitimi sıralamasında Kore 7. sıradayken Türkiye 49 sırada yer alıyor. Fen Bilimlerinde Kore 11. Sırada, Türkiye 52. Sırada. Okuma yeterliliğinde Kore 7. Sırada, Türkiye ise 50 sırada yer alıyor. Maalesef kendi dilimizde yaptığımız eğitimde okuduğumuzu anlamayan insanlar yetiştiriyoruz… Sorgulayan bireyler ancak bilime yönelir diyerek eğitim işleyişimizi yeniden düzenlememiz gerekirken ihtiyaç fazlası bazı okullarımızın sayısını çoğaltmaya çalışıyoruz.Bunu neden yaptığımızı halen tam olarak anlayabilmiş değiliz.

Sonuç olarak; cari eğitimin faaliyetlerimizin doğal sonucu 0larak böyle bir ekonomik gelişmemezlik içinde olduğumuz ortaya çıkıyor.

Değerli katılımcılar; Ülke bizim, çocuklar bizim, dert bizim gelecek bizim.İşte bizler bunun için buradayız. Her şeye rağmen çözüm yine eğitimcilerin omuzundadır diyerek kolları sıvayacağız. Ve üzerimize düşen sorumluluğu yerine getireceğiz. Bunun için  ‘Ya bir yol bulacağız ya bir yol yapacağız’

Kongremizin düzenlemesinde emeği geçenlerin herkese ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Bir daha ki kongremizde görüşmek üzere

Hepinizi sevgi ve saygı ile selamlıyor. Kongremizin başarılı geçmesini temenni ediyorum.”dedi.



Yukarı Geri Ana Sayfa