 |
BAŞYAZI
KAYSERİ’DEN YÜKSELEN SES
“Bir amaca bağlanmayan ruh, yolunu kaybeder.” MONTAİGNE
Tem-Sen tarihine göz attığımızda; aradan 16 yılın geride kaldığını, bu süreçte birçok Genel Kurulun yapıldığını, her bir kurulun, bir öncesine göre daha verimli, daha olgunlaşmışlık, demokratik ortam ve saygın tavır içerisinde geçtiğini görüyoruz. Memur Sendikaları Tarihinde yasal dönem olarak nitelenen süreçte gerçekleşen 3.Genel Kurulumuz da geride kaldı. Başlangıçta Sendika yöneticileri yanında çok az sayıda, örgütçü olmanın gereğine inanmış meslektaşımızın katılımı ile yapılan Genel Kurullarımızın, geçen zaman içerisinde daha kapsamlı ve daha çok sayıda meslektaşımızın katılımı ile devam ettiğini de yaşayarak gördük. Mesleğimizin, eğitim ve özellikle de denetim sistemimizin sorunlarını bilen ve bu sorunların düzeltilmesi gerektiğine inanan meslektaşlarımızın, kartopu misali gittikçe çoğalması, büyümesi ve daha da bilinçlenmesiyle bu günlere gelinmiştir.
22 Mart 2008 günü yapılan genel kurulumuza; Bakanlıktan, Parlamentodan, il içi ve il dışından konuklarımız katılmıştır. Başta Başbakan olmak üzere, pek çok önemli mevkiden kutlamalar gelmiştir. Milli Eğitim Bakanımız Doç Dr. Sayın Hüseyin ÇELİK Beyefendinin, Genel Kurulumuzu şereflendirmesi, Genel Kurulumuza bir saate yakın bir süre hitap etmesi, Yalova Milletvekili Sayın Muharrem İNCE Bey ile birlikte çay sohbetine katılarak, sohbet köşesi oluşturması, genel kurula başka bir boyut kazandırmıştır. Meslektaşlarımızdaki heyecanlı ama son derece olgun tablo, konuklarımız arasında gerçekleşen medeni ve samimi ilişkilerle hatırlardan yıllarca çıkmayacak fotoğrafın çekilmesine vesile olmuştur. Diyebilirim ki, 3. Genel Kurulumuzun, öncekilerine göre en üst düzeyde gerçekleştiğini sevinçle ve gururla yaşadık.
Edirne’den Van’a kadar uzanan güzel vatanımızın her köşesinden delegelerimizin tamamına yakını (99), Genel Kurulumuza katılmıştır. Başka bir deyişle, Türkiye eğitim otoriteleri bir araya gelmiştir bu Genel Kurulda. Aynı mekanda ikamet edildiğinden, meslektaşlarımız arasında her alanda görüş alış verişinde bulunmak, değerlendirmeler yapmak, geleceğe birlikte bakmak imkanı hasıl olmuştur. Merkez Yönetim Kurulunda görev almak isteyen değerli adaylar, Genel Kurul öncesi 21 Mart 2008 akşamı bir masa etrafında toplanarak, başlayacak Genel kurul seyrini görüşmüş, çok anlamlı ve tarihi bir karar almışlardır. “Yapılacak seçimle, içimizden hangimize görev verilirse, hepimiz yanında olacağız ve destekleyeceğiz. Her şey Tem-Sen için” demişlerdir. Bu inanç ve kararlılık, doğrusu meslektaşlarımıza yakışmıştır. Sonuçta kazanan ya da kaybeden olmamıştır. Herkesin bulunduğu konumdan hareketle göreve devam süreci başlamıştır. Kendisine ve demokrasiye inanmışlık bu olsa gerek. Gerçek anlamda eğitimci olmak, demokrasiyi içine sindirilebilmekten geçmiyor mu zaten. Önemli olan davaya sahip çıkmak, hizmet etmek değil mi?
Lütfen önce kendimize saygı duyalım. Delegenin iradesine saygı gösterelim. Bunu yapamadığımızda, izahını yapmak durumunda kalırız. Gandhi’nin dediği gibi “Eğer siz ellerinizle teslim etmezseniz, özsaygınızı sizden kimse alamaz.”
İzahını yapamadığım bir durumu paylaşmak istiyorum. Sendika dışında olup, sendika ve yönetimi hakkında ahkâm kesen, onlara yol gösteren, akıl veren, eleştiren ve daha ileri giderek hakaret eden meslektaşlarımız. Onları hiçbir kategoriye koyamıyorum. Bu sendikaya hem üye olmuyorlar, hem de kendilerini yenemiyorlar. Enteresandır ki, beklentileri de bu sendikadan. Kendisi başka bir sendika üyesi ama, üyesi olduğu sendikaya bir şey söyleyemiyor, dönüp bizimle uğraşıyor. Böylesi daha kolay galiba… Sevgili meslektaşım, içeride olup mücadele vermek, katkı sağlamak, seçmek ve seçilmek gibi yollar varken, dışarıdan seslenmek, kime ne sağlıyor sizce? Bilmelisiniz ki, dışarıdan gelen bu sesler aslında duyulmuyor, bir değer kazanmıyor. Fikirleri işe yarar hale getirmenin yolu, içeride olmakla mümkündür. Ayrıca, düşünce ve yaklaşımlarıyla birileri ile özel uğraş verenlerimiz var.
Bakanlıktan ya da T.B.M.M. den bir karar, bir yönerge, kanun vb mevzuat çıktığında “Ben dememiş miydim, beni dinlememişlerdi. Böyle böyle her şeyimizi kaybettik” gibi secaat arz edenler var. Sanki, bu gelişmeleri sendika yönetimi istiyor, gelişmelerden huzursuz değil. Bu kararları Bakanlık değil de, sendika veriyor ve olanlardan sendika yönetimi sorumlu. Ortaya çıkan her olumsuz gelişmeden hepimiz aynı derecede etkileniriz. Kimse kimseden daha az duyarlı değildir. Siz bu konuların polemiğini yaparken, bizler, o konularla ilgili yapılması gerekenleri bir bir yapıyoruz. Bu tür yaklaşım ve değerlendirmeleri iyi niyetle ve dayanışma ruhu içinde yapanlara saygı duyulur. Ama bencilce, “bence, ben… ben..” halet-i ruhiyesi içinde yapınca, şahsi niyet ortaya çıkıyor. Bu yaklaşım, maalesef katkı sağlamıyor. Bakıyorum, arıyorum, katkı sağlayacak bir tek satırları yok. Demek ki, bu da, bir ayrı hizmet kolu. Kişilerle uğraşmak, şahsi uğraştır. Bunu yaparken sendikaya zarar veriyorsanız, amacınızı aşıyorsunuz demektir. “Böyle büyük bir çoğunluk içinden böyleleri de çıkabilir.” deniliyor. Ama, ben, şahsen bu düşünceyi çok fazla doğru bulmuyorum. Çünkü, söz konusu olan herhangi birileri değildir. Ama, yine de şu sonuç ortaya çıkıyor; bu tip düşünce ve davranışlar normal dışıdır, azınlıktır, bu kadar olacak.
Önemli ve saygıdeğer olan; davasına, sendikasına, seçmiş olduğu temsilcilerine inanan, güvenen, destek veren, sahip çıkan çok büyük bir kitlenin varlığıdır. Bu, büyük, inançlı, vakarlı ve kararlı kitlenin, yılmadan, yorulmadan, vazgeçmeden, zaafa düşmeden, hiçbir oyuna gelmeden yoluna devam ettiğini, dost/düşman görmektedir. Bu bilinçli ve kararlı saygın kitlenin, davasından vazgeçeceğini kimse beklemesin. Doğal olarak bekleyenler vardır ve biz bunları da biliyoruz. Hatta oyuna gelenlerimizi de… Bu yazının yayına hazırlandığı sırada sabah saat 9.00 sularında, Anadolu’muzun orta yerinden, Kayseri ilimizden bir telefon aldım. Gür bir ses, kararlı ve samimi... “Başkanım, dokuz meslektaşımızı daha üye yaptık. Üye olmak için sırada olan arkadaşlarımız var. Ayrılanların yerine beş katı üye yapmaya kararlıyız. Tüm gücümüzle yanınızdayız.” diyor Sayın Mehmet KESKİNKILIÇ. Kayseri’den yükselen bu sesin arkasında demir gibi çok güçlü, yiğit bir dayanışma ruhu var. Bu öyle bir ses ki, güçlü, demir gibi, keskin, kılıç gibi... Kayseri’den yükselen ses, bir çağrıdır. Hiç şüphesiz, bu birlik çağrısı, Yurdumuzun her yerine ulaşacaktır. Kahramanmaraş’tan başladı bile. Bu iki boyutlu duyarlılığa şükranlarımı sunuyorum. Görüyoruz ki; İnanmış, kararlı, medeni, hukuki, bilimsel yürüyüş, amacına ulaşıncaya kadar büyüyerek devam edecektir. Bu kararlı yürüyüşü kimse durduramayacaktır. Buna bütün kalbimle inanıyorum.
Sendikamız, her hangi bir siyasi ya da ideolojik imaj sahibi değildir. Atatürk ilkeleri, Cumhuriyetimizin kazanımları, üniter yapımız, dilimiz, Bayrağımız, milli ve manevi değerlerimiz etrafında toplanmış üyelerin oluşturduğu bir örgüttür Temsen. Birimizin derdi hepimizin, mutluluğumuz da öyle. Belki de, dünyada böyle çok sesli, her dünya görüşünden meslektaşlarını bir araya toplamış başka bir örgüt yoktur. Başka bir deyişle, çokluk içinde birliği sağlamış bir sendikayız. Ortak ideallerimiz ve ortak geleceğimiz için çalışmalar yapıyoruz. Herkesin bildiği gibi somut olarak belli noktaya geldik. Bu gerçek inkar edilemez. Sendikal çalışmalarımızda bu güne dek ne gibi çalışmalar yapıldığı, Sorunların ne ölçüde ele alındığı, çözüm konusunda sorunların nerelere taşındığı, ilgili her meslektaşımız tarafından bilinmektedir. Örgütümüz olabildiğince şeffaftır. Her şey aynı anda paylaşılır. Milli Eğitim Bakanlığı, Başbakanlık ve TBMM düzeyinde oluşturulan ilişkiler, sorunun anlatımı ve kabul ettirilişi son derece önemlidir.
Denetim mekanizmasının tartışma konusu yapıldığı bir ortamda, İlköğretim Müfettişliğinden Eğitim Müfettişliğine sıçramanın ve birleştirilmiş bir denetim yapısı oluşturulmasının ne anlama geldiğini hepimiz iyi okuyabiliriz. Bu tarihi gelişmenin engellenmesi için dün ne kadar uğraş verilmişse, bugün de verilmektedir. Davalarına sahip çıkmış ve sonuna kadar da sahip çıkmaya kararlı meslektaşlarımızın, hedeflerine ulaşmaya ne kadar çok yaklaştıkları somut olarak ortaya çıkmıştır. Bazı meslektaşlarımızın bu gelişmeyi görmezden gelmesi ya da hafife alması da kabul edilemez. Bakanımız Doç. Dr. Hüseyin ÇELİK Bey, Genel Kurulumuzda yaptığı konuşmasının bir bölümünde “ Eskiden İlkokullar vardı. İlköğretim müfettişlerimiz de bu okullarda hizmet verirlerdi. Şimdi ise İlköğretim Müfettişleri sistemin pek çok alanında hizmet veriyor. Unvanı ile yaptığı iş örtüşmüyor. Bu konuda bize düşen neyse kararlılıkla, samimiyetle bunu yapacağız. İlköğretim müfettişliğini Eğitim Müfettişliğine dönüştürecek Kanun Tasarı Taslağını Başbakanlığa sunduk. Bunun içinde özlük hakları da vardır.” Şeklinde açıklamada bulunmuşlardır. Bu anlamda yapılması gerekenler de, Bakanlıkça yapılmıştır. Kanun Tasarı taslağı Başbakanlığa sunulmuştur. Bundan sonraki süreçte nihai karar mercii olan Başbakanlıkta da gerekli çalışmaların yapıldığı ve Bakanlar Kurulunda imzaya açılmak üzere hazır hale getirildiği de bilinmektedir. Söz konusu Yasa Tasarısı, yaşadığımız süreçte her an TBMM’ye sunulabilir. Normal şartlar altında, siyasi iradenin bu yöndeki kararı her an beklenmektedir. Bir takım ön yargılardan, duygusal yaklaşımlardan, kişisel hesaplardan arınmış olarak, objektif değerlendirme yaptığımızda; daha farklı, huzurlu ve geleceğe güvenle bakma şansımız olacaktır diye düşünüyorum. Yakın bir gelecekte, Sendikamıza üye olmamış ya da her hangi bir nedenle sendikadan istifa etmiş olan meslektaşımızın, Statü ve özlük haklarını elde etmek amacıyla sendikasına üye olan, bunun için gece gündüz mücadele eden, emek sarf eden Sendikalı meslektaşlarımıza maddi ve manevi borçlu olacaklarına inanıyorum. Bu vebalden kurtulmanın yolu bellidir: Temsen’e üye olmak.
Genel Kurulumuzda çok önemli bir konu daha görüşülerek karara bağlanmıştır. Merkez Denetleme Kurulu Raporunda yer alan ve ayrıca bir önerge ile gündeme getirilen bu konu, Sendika binası içerisinde bulunan bir bölümün lokal olarak kullanması ile ilgili idi. Bilindiği gibi, Genel Merkez binası, hem sendika hem dernek faaliyetleri için kullanılmaya müsait değildi. Ayrıca, lokal olarak kullanılması da ayrı bir çıkmazdı. Bu durumun çeşitli sakıncaları vardı. Dışarıdan sendikamızı ziyarete gelenlerin şaşkınlıklarını gizleyemediklerine tanık oluyorduk. Lokale gelen arkadaşlarımız da yeterince rahat edemiyorlardı. Şimdi aynı binada ve Genel Merkezimizin bir alt katında bulunan daire, Dernek tarafından hem hizmet binası hem de lokal olarak kullanılmak üzere kiralanmıştır. Daha rahat ve yasal bir zeminde hizmet verilecektir. Dernek ve sendika yönetimi ele ele vererek meslektaşlarımıza yakışır düzenli ve amaca uygun yeni bir ortam hazırlamışlardır. Emekli olmuş büyüklerimiz de rahatlıkla burada bir araya gelebilecek ve bütünleşme sağlanacaktır. Amaca ve standartlara uygun, İlköğretim müfettişlerine yakışacak bu ortamın hazırlanmasında, Ankara İlköğretim Müfettişleri Başkanı Sayın Osman KARAPINAR’ ın, göstermiş olduğu olağanüstü gayret ve katkı her türlü takdirin üzerindedir. Dernek yöneticilerini de kutlamak istiyorum. Şimdi, Dernek ve Sendika Genel Merkezleri daha verimli bir çalışma ortamı için yeniden düzenlenecektir. Genel Kurulca alınan bu karar, çok yerindedir. Genel Kurulca alınan bu saygın kararın gereği, Dernek, Sendika ve Ankara İlköğretim Müfettişleri Başkanlığı yöneticilerinin iş birliği ile yerine getirilmiştir. Şimdi Dernek dernekçiliğini, Sendika Sendikacılığını yapacak, lokal hizmeti de yasal olarak yerine getirilmiş olacaktır. Hayırlı olmasını diliyorum.
Genel Kurulumuz geride kalmıştır. Şimdi çalışma zamanı. Sorunlarımız bellidir. Sorunlarımızın çözümünde etkisi ve/veya katkısı olacak her meslektaşımızı yanımızda görmek istiyoruz. Başbakanlıkta, Bakanlıkta, parlamentoda ya da başka bir yerde gücü olan arkadaşlarımızın her türlü desteğini bekliyoruz. Bire bir de olsa, küçük de olsa birleştirelim gücümüzü. Damlaya damlaya göl olduğunu düşünelim. Birikimlerimizi birleştirelim. Bizi bölmeye çalışanlara inat toplanalım örgütümüz çatısı altında. Toplu vursun yüreklerimiz.
MEHMET PINARDAĞ GENEL BAŞKAN |
 |